Suluboya mı? Yağlıboya mı?


Suluboya resim yeterince tanınmadığı için özellikle ülkemizde pek rağbet görmemektedir. Bob Ross sayesinde yağlıboya resimle tanışan Türkiye vatandaşı için suluboya hâlen bir çocuk oyuncağıdır.


Kendi tespitlerime göre bunun bir kaç nedenini anlatacağım .

Birincisi; suluboya kağıt üzerine yapıldığı için insanların dayanlılık konusunda çekinceleri vardır.
Bu çekinceler suluboya resim yapan birisi olarak bende de vardı. Fakat biraz araştırdığımda gördüm ki; kaliteli suluboya kağıdı kullandığımızda böyle bir sorunla karşılaşmanız için normal insan ömründen bir hayli fazla yaşamanız gerekiyor. Ayrıca sprey verniklerle ve asit içermeyen kağıtlarla resminizin solması yada sararması en az yağlıboya kadar iyileştirilebildiğini öğrendim.
Yağlıboya demişken; eğer yağlıboya resimlerde kaliteli vernik ve kaliteli boya kullanmazsanız suluboya resimlerden çok daha kısa bir süre sonra renklerin solduğunu ve kalın yerlerde çatlamalar oluştuğunu görebilirsiniz. Bence suluboyadaki en büyük tehdit kağıdın güneşte sararmasıdır. Eğer kağıdınızda beyazı sağlamak için boyamadığınız alanlar fazla ise güneşten korumanız ve kesinlikle asitsiz kağıt kullanmanız gerekir. Fakat şunu unutmayalım. Burada bahsettiğimiz süreler yüzyıllar. Yani basit bir suluboya kağıdına yaptığınız resmin sararıp parçalandığını görmeniz normal şartlarda oldukça zor.  Güneş altında bırakılan hiçbir şeyin hayatta kalma şansı zaten yoktur.

Müşteri açısından bakarsak biraz cahillik söz konusudur. Yani insanlar bir resim gördüklerinde hangi teknikle yapıldığını ayırt edemedikleri için onlar için hepsi yağlıboyadır. Yağlıboyaya çok benzeyen akrilik çalışmalar bile çoğu resim mağazasında yağlıboya olarak satılır. Öyle ki; bugün İstanbul'un en lüks alışveriş merkezlerinden birindeki resim mağazasına gidip satıcıya sorun sizi akrilik bir çalışmaya yönlendiremeyecektir. Fakat satttıkları içerisinde bir çok akrilik çalışma mevcuttur. Bu işlerden bu kadar bi haber olan müşteriye de suluboya yada akrilik diyerek resim satmak demek satıcı için risktir. Bu yüzden suluboya, guaj ve akrilik dekoratif alıcılar için belkide hiç bilinemeyecektir.

Dayanıklılık konusunda resim müşterileri de aynı kaygıları taşımaktadır.Yağlıboya camsız kullanıldığı için daha güvenli ve daha canlıdır. Suluboyanın beni de rahatsız eden böyle bir dezavantajı vardır. "Müze cam" olarak satılan fakat çok çok pahalı olan bir cam yansımayı %90a kadar yok etmektedir fakat bu maliyete girmek için resminizin bir hayli değerli olması gerekir.

Yakın zamanda resmi vernikleyip fotobloğa yapıştırmayı deneyeceğim. Sonucu size bildiririm.



Hobi olarak yapanlar için de suluboya, ismi nedeniyle eşe dosta övünülerek söylenebilecek bir uğraş gibi görülmemektedir. Bu yüzden memlekette resim, hobi olarak yaygınlaşmaktan uzaktır. Neden mi? Çünkü insanların zihninde “ciddi resim” denince daha çok yağlıboya canlanır. Oysa yağlıboya kokar, bulaşır, kolay çıkmaz; ayrıca incelticiler ve kullanılan yardımcı ürünler de yanıcıdır. Sonuç olarak evde yağlıboya resim yapmak için bir odayı bu işe ayırmanız bile her zaman yeterli çözüm değildir.

Buna karşın suluboya;
Kokusuzdur,
Çoğu renk kolaylıkla elinizden ve elbisenizden yıkanarak çıkabilir,
Araç gereçleri yer kaplamaz. Tuval gerektirmez. Herhangi bir masa üstü bu iş için uygundur.
Çözücü, inceltici vs gerek yoktur. Bir bardak su yeterlidir. :)
Kağıda yapılır ve istiflemesi kolaydır.
Yağlıboyaya oranla bir resme harcanan boya miktarı çok çok azdır. Bu nedenle maaliyeti oldukça düşüktür.
Aynı maaliyete çok daha üst seviye boyalar ve kağıtlarla çalışmanız mümkündür.
Fırçaları pahalıdır ama yıpranma süreleri daha uzun olduğu için masraf çıkarmaz. :)


Ayrıca hava atamak isiyorsanız fotogerçekçi bir resim yapmak yağlıboyadan daha zordur. Ama su ve boyanın rastgele oluşturduğu lekelerle çok güzel resimler ortaya çıkarmak çok kolaydır. Adeta ruhunuzu dinlendirir.

Fotogerçekçi bir suluboya çalışması. Ressam: Eric ChristensenFotogerçekçi bir suluboya çalışması. Ressam: Eric Christensen

Suluboya fotogerçekçilik konusunda yağlıboya ile yarışamasa da bu konuda kendini geliştirmiş suluboya artistleri yağlıboya ressamlarını kıskandıracak işler çıkarmayı başarmışlardır.

Carolyn Brady, Beet Pasta, watercolor on paper, 2000
Carolyn Brady, Beet Pasta, watercolor on paper, 2000

Suluboya yapmayı düşünenleri bir de şöyle bir zorluk beklemektedir. Malesef ülkemizde suluboya ilkokulu geçemediği için malzemelerini bulmak çok güçtür.
Güzel sanatlar fakültelerinde sınavlarda kullanmak için satılan öğrenci işi yarı kalitede boya, kağıt ve fırça dışında ürün bulmak zordur ve bir kaç kırtasiyenin tekeli altındadır. Onlarında getirdikleri ürünler satılamayacağından sınırlıdır. Sattıkları da iki katı fiyatadır.

Bu nedenle suluboyaya gönül verenler ama para vermek istemeyenlerin yurtdışı satış siteleriyle biraz haşır neşir olmaları onların yararınadır. Özellikle fırça ve boya konusunda fazla sipariş verdiğinizde maaliyeti yarıya düşürmeniz mümkündür. Kağıt bu işte en düşük giderdir.

Şunu da unutmayalım, yurtdışında alınca her ürün ucuz olacak diye bir kaide yok. Bazı ürünleri ucuz olup bazıları Türkiye'den daha pahalı olan siteler de mevcut. Bunun sebebi Türkiye'de o tarz ürünlerin piyasasının düşük olması olabilir. Almadan önce kargo masrafını dahil edip Türkiye fiyatıyla karşılaştırmak gerekir.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kuruduğunda buruşan kağıdımızı nasıl düzleştiririz?

Bazı suluboya üreticileri ve kalitelerine göre ürünleri

Suluboya Kağıdı Seçerken...